“Konteyner Yetmiyor” Şikâyeti Aslında Bir Matematik Meselesi 🙂🗑️

Bir site yöneticisinin “Her gün taşıyor, koku yapıyor, komşular şikâyet ediyor 😅”, bir fabrika idari işler ekibinin “Vardiya çıkışında birikiyor, forklift yolu kapanıyor 🚧”, bir şantiye şefinin ise “Hafriyat değil ama karışık atık çok, konteynerler yetmiyor 🤦‍♂️” diye anlattığı sorunların ortak noktası şudur: çoğu yerde konteyner seçimi “göz kararı” yapılır, oysa konteyner kapasitesi ayakkabı numarası gibi tek seferde doğru seçilince hem konforu artırır hem maliyeti düşürür hem de hijyeni yönetilebilir hâle getirir.

Biz sahada farklı işletmeler ve toplu yaşam alanları için ölçülendirme konuşurken, işin kalbinde üç basit sorunun bulunduğunu görüyoruz: “Günde kaç kişi atık üretiyor 👥”, “Bu atık hangi türlerden oluşuyor ♻️”, “Kaç günde bir toplanıyor 🗓️”; çünkü bu üç veriyi litreye çevirdiğiniz anda, 660 mı 770 mi 1100 mü, kaç adet, hangi noktaya, hangi kapak tipiyle gibi kararlar ‘tahmin’ olmaktan çıkıp ölçülebilir bir plana dönüşüyor.

Burada sana tam da bu planı, konuşur gibi ama profesyonel düzeyi düşürmeden anlatacağım 😊; üstelik sadece “litre hesabı” demekle kalmayıp, işin içinde gerçekten fark yaratan bir tablo, gerçekçi örnekler, ekiplerin sahada karşılaştığı tipik senaryolardan bir anekdot, akılda kalan bir metafor, karar mekanizmasını hızlandıran bir diyagram, ayrıca 10 adet SSS ve “İnsanlar Bunları da Sordu” bölümü de olacak; yani yazı bittiğinde elinde tek bir sayfaya indirgenebilir bir yöntem kalacak.

Bu arada verileri havadan uydurmuyoruz; Türkiye’de belediyelerde toplanan kişi başı günlük ortalama atık miktarının 2022 için 1,03 kg olarak hesaplandığını TÜİK açıkça belirtiyor, bu da konut yoğunluğu olan siteler için başlangıç noktası olarak çok kıymetli bir referans oluyor.

Litre Konteyner Seçimi, Tek Tip “Büyük Olsun” Yaklaşımı Değildir 🙂📏

Konteyner seçimini çoğu yerde “en büyük olanı alalım, garanti olsun 😄” diye kapatmak cazip gelebilir; ama pratikte bu yaklaşım depolama alanını büyütür, konteyner taşıma ve yıkama süreçlerini zorlaştırır, gereksiz yatırım maliyeti doğurur, daha önemlisi de doğru toplanmayan atık yüzünden koku, sızıntı ve haşere riskini artırır.

İşin güzel tarafı şu: Avrupa’da mobil konteynerler için kullanılan EN 840 standardı, sahada yaygın olan 660–770–1100 litre gibi hacimlerin “rastgele” değil, oturmuş bir kullanım mantığıyla ilerlediğini gösterir; yani bu hacimler yıllar içinde lojistik, iş güvenliği ve toplama verimliliği pratiklerinden süzülüp gelen “endüstri normları”dır.

Aşağıdaki tablo, “hangi hacim hangi ortamda daha çok iş görüyor” sorusunu pratikleştirir; elbette her proje kendine özgüdür, ama doğru başlangıç çerçevesi karar hızını inanılmaz artırır 😊👇

Konteyner HacmiNerede Daha Mantıklı?Güçlü TarafıDikkat Edilecek Nokta
120–240 LKüçük işletme, az daireli bina, ofis katı 🏢Taşıması kolay, sık boşaltmaya uygunSıklık artınca işçilik artar
660 LOrta ölçekli site, küçük üretim alanı, depo arkası ♻️Alan/kapasite dengesi iyiKonumlandırma doğru yapılmalı
770 LSite yoğunluğu yüksek ama alan sınırlıysa 🧩660’a göre kapasite artar, footprint benzer olabilirAğırlık artışı iş akışını etkiler
1100 LBüyük siteler, fabrika vardiya çıkışı, yoğun ortak alanlar 🏭Birim başına maliyet avantajı, yüksek kapasiteDolduğunda ağırlık artar, zemine ve erişime dikkat
(Not) 1100 L EN 840Büyük ölçekli kullanımda çok yaygın ✅Standart uyum ve ekipmanla uyumKapağın, tekerin, frenin kalitesi kritik

Burada küçük ama etkili bir ayrıntı var: 1100 L konteynerlerin EN 840 uyumlu ölçülerde üretildiğini ürün bazında görebildiğin örnekler mevcut; yani “1100 L” sadece bir rakam değil, toplama aracı ve kaldırma ekipmanıyla uyumlu bir lojistik dilidir.

Şimdi gelelim işin asıl kısmına: “Günde kaç litre atık çıkar?” sorusunu site, fabrika ve şantiye için nasıl doğru cevaplayacağız? 🙂🧮

İçgörü: Litre Bazlı Kapasite Hesabı İçin 4 Adımlı Yöntem 🧠📌

Bu bölümde seni gereksiz formüllerle boğmayacağım ama ‘ölçülebilir’ bir yöntem vereceğim; çünkü konteyner hesabı aslında basit bir dönüşüm zinciridir: insan sayısı → kg/gün → hacim (m³) → litre → toplama periyodu → konteyner adedi.

1) İnsan Kaynağını ve Üretim Ritmini Doğru Tanımla 👥🕒

Site için “daire sayısı” tek başına yetmez; daire başına kişi ortalaması, yazlık-kışlık doluluk, taşınma dönemi gibi sezonlar, çocuklu aile yoğunluğu gibi değişkenler sonucu etkiler. Fabrika için “toplam çalışan” da tek başına yetmez; vardiya sayısı, yemekhane kullanımı, ambalajlı üretim hacmi, ziyaretçi/taşeron yoğunluğu gibi faktörler atık kompozisyonunu değiştirir. Şantiyede ise “kaç işçi var” sorusuna ek olarak, şantiye aşaması (kaba işler mi, ince işler mi?), paketli malzeme yoğunluğu, saha lojistiği ve geçici depolama alanları belirleyici olur.

Bu noktada “ben hangi veriyi baz alacağım” diyorsan, konut tarafında Türkiye için pratik bir başlangıç değeri TÜİK’in işaret ettiği kişi başı günlük belediye atığı ortalamasıdır (1,03 kg/kişi-gün) ve bu değeri proje gerçeklerine göre yukarı veya aşağı çekmek çoğu zaman daha doğru yaklaşım verir.

Küresel perspektifte ise belediye atık üretiminin ölçeğini anlamak için Dünya Bankası’nın “What a Waste” çalışması, dünyada belediye katı atığının büyüklüğünü ve yönetim zorluklarını kapsamlı şekilde özetler; bu, özellikle “neden kapasite planlaması şart” sorusuna sağlam bir zemin sağlar. (datatopics.worldbank.org)

2) “Kg”yi “Litre”ye Çevirirken Kritik Kavram: Hacimsel Yoğunluk (Bulk Density) ⚖️📦

İşte insanların en çok takıldığı yer burası: “1 kg atık kaç litre eder?” sorusunun tek bir cevabı yoktur, çünkü plastik hacimli ama hafif, yemek artığı ağır ve ıslak, karton hem hacimli hem orta yoğun olabilir; yani kilogramı litreye çevirirken atığın “kütle yoğunluğu” gibi düşünülebilecek bulk density kavramını kullanırız.

Burada pratik bir yaklaşım öneriyoruz: eğer elinde ölçüm yoksa, tek bir sabit sayı yerine aralıklarla düşün, ardından sahada 1–2 haftalık basit ölçümle kendi değerini kalibre et; çünkü literatürde de atık yoğunluğunun şehirler ve koşullar arasında değiştiğini gösteren çalışmalar var, örneğin bir çalışmada incelenen MSW yoğunluğunun ortalaması yaklaşık 274 kg/m³ bulunurken, şehirler arasında 190–423 kg/m³ gibi bir aralık raporlanabiliyor; bu, “tek sayı” yerine “band” yaklaşımının neden daha sağlıklı olduğunu güzel anlatır.

Şantiye tarafında da benzer şekilde, inşaat atıklarının yoğunluğu atığın inert (beton, moloz) olup olmamasına göre dramatik şekilde değişir; büyük veri yaklaşımıyla inşaat atığı için farklı tiplerde ortalama bulk density değerlerinin anlamlı biçimde ayrıştığını gösteren bir çalışma, karışık inşaat atığı gibi kategorilerde oldukça yüksek yoğunluklara çıkılabildiğini ortaya koyar, bu da şantiyede “hacim hızlı doluyor mu, ağırlık mı hızlı artıyor” sorusunu doğru sormayı sağlar.

3) Toplama Periyodu ve “Pik Gün” Katsayısı: Planı Gerçek Hayata Uyduran Detay 🗓️📈

Teoride günlük çıkan litreyi bulursun, sonra “3 günde bir topluyoruz” diye çarparsın, bitti; ama gerçek hayatta bir de pik günler vardır: sitede hafta sonu evde kalma artar, bayramda paket ve gıda atığı yükselir 🎁🍽️, fabrikada sevkiyat günlerinde ambalaj yükü artar 📦, şantiyede malzeme teslimi dönemlerinde paketleme atığı kabarır.

Bu yüzden hesapta çoğu projede küçük bir “tampon” kullanmak akıllıcadır; çok abartmadan, sistemli şekilde, genellikle %15–%30 arası güvenlik payı planı stabil kılar, çünkü amaç “konteyner sürekli ağzına kadar dolsun” değil, “taşma olmadan, koku ve sızıntı yönetilebilirken, toplama lojistiği tıkanmadan çalışsın” hedefidir 😊.

4) Son Adım: Konteyner Adedini ve Hacmini Seç, Sonra Yerleşimi Kurgula 🧩📍

Kapasite hesabı doğru olsa bile konteyneri yanlış yere koyarsan sistem yine bozulur; çünkü konteyner ölçülendirme sadece litre değil, aynı zamanda erişim, zemin, drenaj, temizlik, toplama aracının yaklaşımı, yaya güvenliği ve koku dağılımı demektir. EN 840 standardı gibi çerçeveler, mobil konteynerlerin teker, fren, kaldırma uyumu gibi güvenlik ve operasyon boyutlarını da konuşmamıza yardım eder; yani seçim yaparken “litre doğru” kadar “operasyon doğru” da önemlidir.

Şimdi bu yöntemi üç farklı dünya üzerinde, yani site, fabrika ve şantiye üzerinde, somut örneklerle yürütelim 😊👇

Örnek Hesap 1: Site İçin Litre Hesabı (Konut Yoğunluğu) 🏢👨‍👩‍👧‍👦

Diyelim ki 160 dairelik bir site var, ortalama 3 kişi yaşıyor, yani yaklaşık 480 kişi; TÜİK’in verdiği kişi başı günlük ortalama belediye atığı değerini başlangıç kabul edelim: 1,03 kg/kişi-gün.

Bu durumda günlük atık kütlesi yaklaşık 480 × 1,03 = 494,4 kg/gün eder; şimdi bunu litreye çevirmek için bulk density varsayımı gerekir, diyelim ki karışık evsel atık için başlangıç bandı olarak 250–300 kg/m³ aralığında düşünelim (bu bandın neden değişken olabileceğini yukarıdaki çalışma aralığı zaten anlatmıştı).

494,4 kg/gün ÷ 275 kg/m³ ≈ 1,80 m³/gün eder, bu da yaklaşık 1800 litre/gün demektir; eğer site atığı 2 günde bir alınıyorsa, 1800 × 2 = 3600 litre; üzerine %20 tampon koyarsak 4320 litre hedef kapasiteye çıkar.

Bu noktada seçenekleri düşünelim: 1100 L konteyner kullanırsan 4 adet = 4400 L eder, yani pratikte “taşma riskini düşüren” bir plan olur; 660 L kullanırsan 7 adet = 4620 L gibi bir rakama çıkarsın, ama adet arttığı için yerleşim alanı ve temizlik işçiliği yükselir; işte burada karar, sitenin konteyner alanına, toplama aracının yanaşma rahatlığına ve yönetimin temizlik operasyonuna göre netleşir 😊.

Küçük bir duygusal bağ kuralım, çünkü bu işin insan tarafı gerçekten önemli: sitede konteyner taşınca mesele “çöp” olmaktan çıkıyor, çocukların geçtiği yol, yaşlıların yürüdüğü kaldırım, yazın penceresini açmak isteyen insanların konforu gibi gündelik hayatın tam ortasına oturuyor; bu yüzden doğru ölçülendirme aslında komşuluk huzuruna yapılan görünmez bir yatırımdır 🧡🙂.

Örnek Hesap 2: Fabrika İçin Litre Hesabı (Vardiya ve Ambalaj Etkisi) 🏭📦

Fabrika tarafında iki temel fark var: birincisi, kişi başı atık miktarı “ofis + yemekhane + üretim ambalajı” gibi çok farklı kaynakların birleşimi olduğu için daha oynaktır; ikincisi, atık kompozisyonu daha çok karton, streç, palet kırığı, kantin organiği gibi kalemlere kayabilir.

Diyelim ki 220 çalışan var, 2 vardiya çalışıyor, yemekhane aktif; burada konut verisini kopyalamak istemeyiz ama yine de başlangıç çerçevesi olarak kişi başı kg/gün bandı belirlemek gerekir; ayrıca fabrikanın paketli hammadde kullandığını düşünelim, bu ambalaj hacmini artıracaktır 📦. Bu tip projelerde biz genelde “önce ölç, sonra kalibre et” yaklaşımını öneriyoruz; çünkü ABD’de atık üretimi gibi metrikleri anlatan güvenilir kaynaklar, kişi başına günlük üretimin yıllara göre farklılık gösterebildiğini gösterir, bu da “tek sayı” yerine işletme özelinde ölçüm yapmanın değerini destekler.

Pratik bir senaryo kuralım: günlük toplam atık kütlesi 250–400 kg bandında gidiyor diyelim; bulk density burada karışık tür nedeniyle daha da değişir, ama karton/streç hacimli olduğu için “litre” tarafı genelde beklenenden hızlı büyür; bu yüzden fabrika için çoğu zaman iki ayrı akış tasarlamak avantajlı olur: biri geri dönüşüm (karton/ambalaj), diğeri evsel nitelikli karışık.

İşte burada metafor devreye girsin: konteyner planı, tek bir büyük valize her şeyi tıkıştırmaya çalışmak gibidir 🧳😄; o valiz bir şekilde kapanır ama kırışıklık, aradığını bulamama ve taşırken yorulma artar, oysa iki valizle gidince hem düzen hem taşıma kolaylaşır; fabrikada da kartonu ayrı topladığında hem konteynerin “dolma hızı” daha yönetilebilir olur hem de geri dönüşüm geliri/azalan bertaraf maliyeti gibi olumlu yan etkiler ortaya çıkar ♻️✨.

Bu ayrımı yapınca, örneğin karışık atık için 1100 L’den 2–3 adet, ambalaj için 1100 L’den 2–4 adet gibi planlar, fabrikanın çıkış kapıları, yükleme alanı, kantin arkası gibi “atığın gerçekten oluştuğu noktalara” göre dağıtılabilir; böylece tek bir noktada yığılma olmaz, iş güvenliği açısından geçiş yolları kapanmaz, yangın yükü artışı gibi riskler de daha iyi yönetilir.

Örnek Hesap 3: Şantiye İçin Litre Hesabı (Aşama Bazlı Plan) 👷🧱🧰

Şantiyede en sık gördüğümüz hata şudur: kaba işlerde atık “ağır” zannedilip hep ağırlık üzerinden düşünülür, oysa ince işlere geçince paketleme ve karışık atık “hacim” olarak patlar; yani şantiyede konteyner hesabını tek bir dönem üzerinden yapmak çoğu zaman yanıltır.

Üstelik inşaat atıklarının bulk density değerleri atığın inert olup olmamasına göre ciddi şekilde farklılaşabildiği için, “karışık şantiye atığı” dediğin şey bir gün hafif ve hacimli (plastik, karton, yalıtım parçaları), başka bir gün ağır ve yoğun (seramik kırığı, harç, beton parçası) olabilir; literatürde inşaat atığı bulk density’sinin türüne göre anlamlı ayrıştığını gösteren çalışmalar bu değişkenliği destekler.

Bu yüzden şantiye için önerimiz “aşama bazlı kapasite planı”dır: kaba iş dönemi için daha az sayıda ama daha dayanıklı ve ağır yükü tolere eden çözüm, ince iş dönemi için daha çok hacim ve daha sık boşaltma planı; ayrıca şantiye için bir de kontaminasyon gerçeği vardır, yani geri dönüşüm akışını kurmazsan karton-plastik karışır ve hacim artar, bertaraf maliyeti yükselir, sahada düzen bozulur 😬.

Burada kısa bir ekip anekdotu paylaşayım (doğrudan “biz yaşadık” gibi kişisel iddia değil, sahada ekiplerin sık karşılaştığı gerçekçi bir senaryo olarak düşün): bir şantiyede konteynerler “en yakın köşe”ye konmuştu, ilk hafta idare etti, ikinci hafta ince iş paketleri gelince konteynerler her akşam taşmaya başladı, üçüncü hafta ise yağmurla birlikte sızıntı ve koku birleşti, çalışanlar konteyner alanından kaçmaya başladı, bu da atığın farklı noktalara rastgele bırakılmasına yol açtı; sonra ekip, konteynerleri iki bölgeye ayırdı, birini sadece ambalaja ayırdı, toplama periyodunu da malzeme teslim günlerine göre düzenledi, ve ilginç şekilde “konteyner adedi çok büyümeden” sahadaki dağınıklık gözle görülür biçimde azaldı 🙂✅.

Karar Diyagramı: 60 Saniyede Doğru Kapasiteye Yaklaş 😄🧩

Aşağıdaki metin diyagramını istersen kopyalayıp proje toplantısına koy; gerçekten işi toparlıyor:

👥 Kişi / Vardiya / Şantiye Aşaması
        ↓
⚖️ Kg/gün (ölç ya da güvenilir başlangıç bandı seç)
        ↓
📦 Bulk density bandı seç (karışık mı, ambalaj mı, organik mi?)
        ↓
🧮 m³/gün = kg/gün ÷ (kg/m³)
        ↓
🗑️ Litre/gün = m³/gün × 1000
        ↓
🗓️ Toplama periyodu ile çarp (1 gün, 2 gün, 3 gün...)
        ↓
📈 %15–%30 tampon ekle (pik gün, sezon, vardiya artışı)
        ↓
✅ 660 / 770 / 1100 L ve adet kararını ver + yerleşimi planla

Bu diyagramı bir kez oturttuğunda, artık “1100 olsun bitsin” değil, “1100’ü nerede kaç adet kullanınca operasyon rahatlar” diye konuşmaya başlarsın; yani mesele büyüklük değil, sistemdir 😊♻️

İngilizce Kaynaklara Dayalı Kısa Notlar (Bağlam İçinde Tıklanabilir Linklerle) 🌍📚

Konteyner ölçülendirme konuşurken, genel atık üretim trendlerini anlamak isteyenler için Dünya Bankası’nın What a Waste sayfası hem ölçek hem de yönetim zorlukları açısından iyi bir çerçeve sunar. (datatopics.worldbank.org)

Avrupa ölçeğinde kişi başına belediye atığı miktarının 2023’te 511 kg olduğu bilgisi de, “yoğun yerleşimlerde neden ölçülendirme şart” sorusunu somutlaştırır; Eurostat bunu açıkça paylaşıyor. (European Commission)

ABD tarafında genel eğilimleri görmek isteyenler için US EPA Facts and Figures sayfası, malzeme ve atık yönetimi istatistiklerini düzenli biçimde sunar. (US EPA)

Konteyner standardı açısından ise EN 840 uyumlu konteynerlerin 660/770/1100 litre gibi hacimlerle üretildiğini ve standardın mobil konteynerlerde güvenlik/uyum dili olduğunu gösteren kaynaklara bakmak istersen, örnek açıklamalar bu ürün sayfalarında net şekilde geçiyor. (bin-shop.co.uk)

Doğru Litre, Daha Az Şikâyet, Daha Az Maliyet, Daha Çok Düzen 🙂✅

Konteyner kapasite hesabı bir “çöp konusu” gibi görünse de, aslında yaşam kalitesi, iş güvenliği, operasyon verimliliği ve maliyet kontrolü konusudur; site için doğru kapasite, taşmayı ve kokuyu azaltıp komşuluk huzurunu korur, fabrika için doğru kapasite, vardiya akışında tıkanmayı ve gereksiz işçiliği düşürür, şantiye için doğru kapasite ise dağınıklığı azaltıp sahayı daha güvenli ve yönetilebilir hâle getirir.

Bence en güzel tarafı şu: Bu iş “karmaşık bir mühendislik” olmak zorunda değil; kişi sayısını doğru tanımlayıp kg/gün mantığını oturttuktan sonra, bulk density’yi band olarak düşünerek litreye geçer, toplama periyodu ve tamponla gerçek hayata uydurur, sonra da 660/770/1100 litre seçenekleri arasından operasyonuna en uygun kombinasyonu seçersin; sonuçta elinde, her toplantıda savunabileceğin, veriye dayalı, sürdürülebilir bir kapasite planı olur 😊♻️📌

Sık Sorulan Sorular (10 Soru 10 Cevap) 🙋‍♀️🙋‍♂️

1) Kişi başı atık miktarını Türkiye’de hangi veriyle baz alabilirim?
Konut ve belediye atığı perspektifinde başlangıç için TÜİK’in belediyelerde toplanan kişi başı günlük ortalama atık miktarı verisi güçlü bir referanstır; 2022 için bu değer 1,03 kg/kişi-gün olarak belirtilir ve site hesaplarında ilk çerçeveyi kurmak için kullanılabilir.

2) 1 kg atık kaç litre eder?
Tek bir cevap yoktur; çünkü atığın içeriği değiştikçe hacimsel yoğunluk değişir, bu nedenle “kg → litre” dönüşümünü bulk density üzerinden yaparsın ve en sağlıklı yaklaşım tek sayı yerine aralıkla düşünüp kısa ölçümle kalibre etmektir; yoğunluğun şehirler arasında bile ciddi değişebildiğini raporlayan çalışmalar vardır.

3) Site için 660 mı 1100 mü daha doğru?
Eğer alanın kısıtlı değilse ve toplama aracının yanaşması rahatsa, 1100 L genelde daha az adetle daha yüksek kapasite sağladığı için operasyonu rahatlatır; alan dar, dağıtık noktalar çoksa 660 L ile daha esnek yerleşim kurgulanabilir, yani doğru cevap “litrenden çok yerleşim ve operasyon”dur.

4) Konteyner adedini artırmak mı, toplama sıklığını artırmak mı daha mantıklı?
Koku ve taşma çok hızlı oluşuyorsa, bazen toplama sıklığını artırmak daha iyi çözüm verir; ama çoğu yerde taşıma maliyeti ve belediye/özel toplama planı nedeniyle sıklığı artırmak zor olabileceği için, tamponlu kapasiteyle konteyner adedini optimize etmek daha uygulanabilirdir.

5) EN 840 ne işime yarar?
EN 840, mobil konteynerlerin belirli operasyonel uyum ve güvenlik beklentileriyle üretildiğini gösteren bir standart çerçevesidir; 660/770/1100 litre gibi hacimlerin sahada yaygın olmasının nedeni de toplama ekipmanı uyumu ve operasyon alışkanlıklarıdır.

6) Fabrikada karton/ambalaj ayrı toplanmalı mı?
Evet, çoğu fabrikada karton ve ambalaj hacmi karışık atığı hızla doldurur; ayrı akış kurmak hem kapasite planını stabil kılar hem de geri dönüşüm verimini artırır, ayrıca sahada düzeni iyileştirir.

7) Şantiyede kapasite hesabını hangi döneme göre yapmalıyım?
Tek döneme göre değil; kaba iş ve ince iş dönemleri atık türlerini ve hacmi değiştirir, bu yüzden aşama bazlı plan yapmak en sağlıklısıdır; inşaat atıklarının yoğunluklarının atık türüne göre ciddi ayrışabildiğini gösteren çalışmalar da bu yaklaşımı destekler.

8) Tampon kapasite eklemezsem ne olur?
Pik günlerde taşma riski artar, taşma da koku, sızıntı, görsel kirlilik, yaya güvenliği ve iş güvenliği gibi sorunları tetikler; küçük bir tampon, sistemi “normal günde iyi, pik günde kötü” olmaktan çıkarıp “her gün yönetilebilir” hâle getirir.

9) Konteyner yerleşiminde en kritik kriter nedir?
Toplama aracının yanaşması ve konteynerin güvenli biçimde hareket edebilmesi genelde ilk kriterdir; bunun yanında zemin, drenaj, koku dağılımı ve yaya akışı, özellikle site ve fabrika gibi alanlarda planın başarısını belirler.

10) Bu hesabı en hızlı nasıl doğrularım?
1–2 hafta boyunca belirli noktalarda konteyner doluluk oranını (yaklaşık yüzde), toplama günündeki taşma durumunu ve atığın türünü not alırsın; sonra kg/gün bandını ve bulk density varsayımını buna göre kalibre eder, bir sonraki ayın kapasite planını çok daha isabetli kurarsın 😊.

İnsanlar Bunları da Sordu 🔎🙂

Konteyner kapasitesi yanlış seçilirse en büyük maliyet nereden çıkar?
Şantiye için 1100 L her zaman doğru mu?
Sitede geri dönüşüm kutuları eklemek konteyner sayısını azaltır mı?
Koku sorunu kapasiteyle mi, toplama sıklığıyla mı daha çok ilgilidir?
Fabrika yemekhane atığı için ayrı konteyner gerekir mi?
Konteyner temizliği periyodu nasıl planlanmalı?
660 ve 770 litre arasındaki fark hangi senaryoda kritik olur?
Konteyner alanı tasarlanırken minimum kaç m² düşünülmeli?